İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakerelerin sürdüğü bu günlerde, İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği saldırı, Ortadoğu’yu yeniden bir çatışma ortamına sürükledi. İsrail’in, İran’ın “kırmızı çizgi” olarak tanımladığı Lübnan’a yönelik eylemleri, İran’ın füzeli misillemesiyle cevapsız kalmadı. ABD Başkanı Donald Trump, yaşanan gerilimi kontrol altına almaya çalışırken, bölgedeki durumun nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor.
1- GERİLİMİN BAŞLANGICI
İran ile İsrail arasındaki mevcut kriz, 7 Haziran’da İsrail’in Beyrut’un Dahiye bölgesine düzenlediği hava saldırısıyla alevlendi. İsrail ordusu, 3 Haziran’da açıklanan ateşkese rağmen, Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen bölgede iki binayı hedef aldı. Saldırıda iki Lübnanlı hayatını kaybederken, 11 kişi de yaralandı. İran, bu saldırıya misilleme yapma kararı alarak, Lübnan’ı koruma konusundaki kararlılığını gösterdi.
2- SÜREÇ NASIL İLERLEDİ?
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının merkez üssü olarak tanımlanan Ramat David, Nevatim ve Tel Nof üslerine balistik füzelerle karşılık verdi. İsrail, İran’ın gece boyunca 30 füze fırlattığını açıkladı. Ülkede okullar tatil edilirken, Kudüs’teki çeşitli bölgelere roket ve şarapnel parçaları düştü. İsrail, İran’ın güneybatısındaki Mahşehr kentindeki Karun Petrokimya Tesisi’ni de hedef aldı. Öte yandan, Yemen’deki Husiler de İsrail’in Yafa kentine saldırı düzenledi.
3- ABD’NİN TUTUMU
Yaşanan gerilim sonrası, ABD Başkanı Donald Trump’ın durumu kontrol altına almak için devreye girdiği bildirildi. Trump, Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde saldırıların durdurulmasını talep etti. Trump, taraflara itidal çağrısında bulunarak, Netanyahu’ya İran’a karşı dikkatli olması gerektiğini iletti. CNN’in haberine göre, ABD’nin İran’dan İsrail’e fırlatılan füzelerin engellenmesine yardım etmediği iddia edildi.
4- ANLAŞMA ÜZERİNDE ETKİLERİ
Son yaşanan olaylar, ABD ve İran arasında 8 Nisan’da varılan ateşkesin ardından devam eden müzakereleri olumsuz yönde etkileyebilir. Trump’ın bir anlaşma sağlama isteği, Tahran’ın nükleer programına ilişkin belirsizlikleri artırırken, bölgedeki barış umutlarını zayıflatıyor.
Sonuç olarak, Beyrut’taki gelişmeler, Ortadoğu’daki dinamikleri değiştirebilir ve taraflar arasındaki müzakerelerde önemli bir dönüm noktasına işaret edebilir.