Türkiye partisi mi ‘Kürdistani İttifak’ mı: HDP’nin yol ayrımı… Hangi hizip ne diyor

Uğurcan Yardımoğlu

HDP’nin eski sözcüsü ve SES Partisi Genel Başkanı Ayhan Bilgen Türkiye gazetesine yaptığı açıklamalarla tartışmaları alevlendirdi. Bilgen, yirmi yıl HDP ve öncülü olan partilerde çalıştı. Bilgen, HDP’de makam ve sürekliliğin terörist başı Öcalan’a selam göndermekle mümkün olduğunu söyleyerek bir gerçeğin altını çizdi. “Demirtaş olayında görüldüğü gibi Kandil ve siyasi irade arasında son sözü kim söyleyecek kavgası var” diyen Bilgen, gelinen noktada HDP’nin küçülmesinin ve bölünmesinin kaçınılmaz olduğunu da vurguladı.

HDP’nin pek çok kanattan oluşan bir parti olduğu biliniyor. Bu kanatların içerisinde ‘Türk solu’nun devletin ve PKK’nın kanatları olduğu öne sürülüyor. DP içinde PKK’yı temsil eden, herkese talimat verme yetkisi bulanan bir grup hep vardı. Bundan sonra HDP içindeki bu PKK kanadı ipleri tümden eline alacağı tahmin ediliyor. Bu grubun Demirtaş ile de soğuk savaşını devam ettireceği, birkaç isimin de tepkiler dinsin diye kenara çekileceği ön görülebilir. Bu ön görülerden ikincisi Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın eş başkanlığı bırakmasıyla somutlandı.

YENİLGİNİN SORUMLUSU KİM

Cumhurbaşkanı ve parlamento seçimlerinde yaşanan yenilginin sorumluluğunu o cenahta PKK’nın HDP yönetimine, HDP yönetiminin ittifak halinde olduğu sol gruplara, solun da devlete atması muhtemeldir ki bu suçlamalar başladı. Ancak Demirtaş’ın HDP merkez yönetimiyle hesaplaşmaya girişmesi hepsinden daha önemli. Seçim döneminde hissedilen gerilim su yüzüne çıktı.

Bu gerilimi Demirtaş’ın başlatması ise terörist başı Öcalan’ın taktiklerini çok andırıyor Terör örgütünün her gerileme döneminde terörist başının “Kimse beni anlamıyor” minvalinde yaptığı açıklamalar sorumluluğu başkalarına atan tavrı Demirtaş’a da sirayet etmiş görünüyor. Ancak bu sorumluluktan kaçınma olayında bir de ideolojik perspektif yer alıyor.

DÜKKANIN SAHİBİ VE ‘KÜRDİSTANİ İTTİFAK’

Ayhan Bilgen, HDP içerisinde yaşanan her tartışmada bir noktadan sonra ‘dükkanın sahibi’nin yani terör örgütü PKK’nın devreye girdiğini ve “Son sözü ben söylerim” dediğini aktarıyor. HDP’nin MİT masasında belirlenen ‘Türkiyelileşme’ programı da en sonunda terör örgütünün onayı ve desteğiyle başlamıştı. Ancak gelinen noktada Türkiye partisi olma hedefinin tutmadığı ve başarı getirmediği anlaşıldı. Demirtaş’ın açtığı bayrak bölücülüğün daha koyu hissedileceği bir bayrak olabilir ve ‘dükkanın sahibi’ tarafından da destekleniyor.

Demirtaş, Artı Gerçek’e verdiği röportajda TİP üzerinden ‘Türk Solu’na eleştiriler yağdırdı, HÜDA-PAR’a el uzattı. Demirtaş, TİP’i eleştirdiği röportajında HDP’nin ‘sosyalist’ partilerle ittifak yapmaması gerektiğini söylüyor. Demirtaş, ‘Kürt ulusal ittifakı stratejik önemdedir’ diyerek ekliyor:

“Kürdü Kürde kırdıran hiçbir politika hayır getirmez. Doğru olan politika, tüm Kürtlerin el ele vermesidir. Diyalog ve istişare içinde, Kürtlerin hakları için yan yana durmasıdır.”

Bunun anlamı HDP’lilerin ‘Kürdistani ittifak’ dediği ve seçimde yeterince rol oynayamadığını düşündükleri yapıya sarılmak ve Türkiye partisi olma hedefinden ve ‘sol’ söylemlerden adım adım uzaklaşmak.

Bu arada Demirtaş’ın söz konusu röportajında hedef aldığı HDP Eş Genel Başkanlarının bir daha aday olmayacaklarını açıklaması da HDP içindeki çizgi ve hizip mücadeleleri açısından not edilmesi gereken bir gelişmedir.

ESKİ HDP’Lİ VEKİLLER DE DEMİRTAŞ’IN ELEŞTİRİLERİNİ PAYLAŞTI

K24’e değerlendirmelerde bulunan HDP’li eski vekiller, Demirtaş’ın eleştirilerini doğru bulurken, HDP’nin oy kaybıyla ilgili fikirlerini de dile getirdi.

NEDEN BAŞARISIZ OLDU?

Eski HDP Grup Başkanvekili ve Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, HDP’nin seçimdeki başarısızlığının nedenlerini şöyle değerlendirirken, “Kürdistani ittifak daha güçlü olmalıydı” dedi.

“Kürdistani İttifak’ın daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum” diyen Yıldırım, “Ama bunun tek sorumluluğunu HDP’nin kurmuş olduğu bir komisyona yüklemenin çok doğru olmayacağını belirtmek isterim. Evet, Kürdistani İttifak’ta eksiklik vardır bu, HDP de dahil olmak üzere Kürdistani partilerin ve siyasi çevrelerin tamamının eksikliğiyle gerçekleşmiştir kanaatimce. Yoksa bundan çok daha güçlü olabilirdi. Kürdistani İttifak’ı küçük buluyorum, daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“TİP, YEŞİL SOL PARTİ’YE ZARAR VERDİ”

Eski HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir de partisine yönelik eleştirilerde bulundu:

“Daha önceki seçimlere göre HDP oy kaybetti. Bunun farklı nedenleri var. Bunu açık açık söylemek gerekiyor. HDP’nin kapatılma davası nedeniyle Yeşil Sol Parti’ye geçiş sürecinde bir belirsizlik oluştu. Bunlardan daha büyük bir sorun olarak HDP’nin yaptığı ittifak ve özellikle TİP ile gerçekleşen sorunlarda ittifakın HDP’ye en az 5-8 vekil kaybettireceği belliydi. Buna rağmen TİP ayrı listede seçime girmek istedi. HDP yönetiminde de TİP’in bu tavrına ret gelmedi. HDP tabanı en politik tabandır ve bunu görüyor ve şunu söylüyor: ‘Bizim sırtımızdan TİP’i meclise taşıyorsunuz fakat 7-8 vekil kaybettirdi.’ TİP’in mantıksız bir duruştu ve Yeşil Sol Parti’ye zarar verdi.”

“YEŞİL SOL PARTİ KENDİ POLİTİKASINI İKİNCİ PLANA ATTI”

Ayrıca bizim tüzüğümüzde ve -ki o tüzüğü kendimiz yazdık- HDP’liler yazdı; 2 dönem kuralı vardır” diyen Pir bu kurala uyulmadığını söyledi. Pir’in burada Pervin Buldan’ı hedef aldığı açık.

Pir şöyle diyor:

“Hem milletvekilleri hem genel başkanları hem yardımcılar hem de il ve ilçe yöneticileri için 2 dönem kuralı vardır. Bu kural 7 Haziran 2015 seçimlerinde çözüm süreci, İmralı heyeti derken biraz gevşetildi. Onu anlayabilirim. Ya da seçmen ona anlam verebiliyor ama bu sefer seçmen iki dönemden fazla adayları anlamlandıramadı ve bu durum HDP’ye tepkiye sebep oldu.”

Son dönemde HDP cenahında, Erdoğan’ın gitmesine odaklanmak yanlıştı. Kürtler kendi taleplerine odaklanmalı gereğinde Erdoğan’la pazarlık yapabilecek noktada olmalıdır diyenlerin sayısı arttı. Türk solunun ve demokratların Erdoğan karşıtı hedeflerini paylaşmanın ‘o kadar da gerekmediği’ni ifade eden bu isimlerden biri de Pir. Şöyle diyor:

“Bir de Yeşil Sol Parti’den ziyade cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklandık. ‘Erdoğan gitsin de Kılıçdaroğlu gelsin’ yaklaşımı üzerinde çok fazla duruldu. Yeşil Sol Parti kendi politikasını ikinci plana attı. Bunlar hepsi bir araya gelince Yeşil Sol Parti oy ve seçmen kaybetti.”

DEMİRTAŞ’IN ELEŞTİRİLERİ NE ANLAMA GELİYOR?

Demirtaş’ın HDP’ye yönelik eleştirilerine destek veren ancak bunların neden kamuya açık bir ortamda yapıldığını sorgulayan eski Diyarbakır Milletvekilli Pir şunları söyledi: Selahattin deneyimli bir siyasetçidir. Acaba neler oldu da röportajında açıklama yapmak durumunda kaldı. Bu olay kapanmamıştır henüz, önümüzdeki süreçte belli olacaktır.”

“Acaba neler oldu” sorusu önemlidir, HDP içindeki farklı siyasetlerin farklı grupların iç tartışmalarının kamuya yansıyacak hale gelmiş olması, hesaplaşmanın yakınlaştığı şeklinde okunabilir. Demirtaş’ın çıkışı bir savaş ilanı olabilir. ‘Türkiyelileşme’nin yüzü Demirtaş ‘Kürdistani’ politikaları daha fazla öne çıkaran bir figüre dönüşebilir.

Son olarak şuna da dikkat çekmek gerekiyor; Ayhan Bilgen Türkiye’deki röportajında “Selahattin Demirtaş’ın arkasında ağabeyi Nurettin Demirtaş vardır” diyor. Demirtaş’ın son açıklamalarından ‘Kandil’e dayanarak, HDP Genel Merkezi’ne rest çektiği iddia edilebilir. Bu da HDP’nin hem yeni siyasetini belirleyecek hem içerideki hiziplerin yeniden düzenlenmesiyle sonuçlanacaktır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*