ABD’de Massachusetts Üniversitesi Amherst kampüsünde görev yapan araştırmacılar, kanserin oluşumunu başlamadan durdurmayı amaçlayan yeni bir deneysel aşı geliştirdiklerini duyurdu. “Nanopartikül bazlı süper aşı” olarak tanımlanan bu çalışma, fareler üzerinde yapılan deneylerde kanser hücrelerinin gelişimini büyük oranda engelledi. Araştırma ekibine göre, aşı yalnızca tümör oluşumunu önlemekle kalmadı, aynı zamanda uzun süreli bağışıklık tepkisi de sağladı. Bulgular, Cell Reports Medicine dergisinde yayımlandı.
Hürriyet’ten İsmail Sarı’nın Daily Mail’in “The ‘super vaccine’ that could stop cancer in its tracks: Groundbreaking jab prevents melanoma, pancreatic and breast cancers in mice – and scientists say it could work in humans” başlıklı haberinden aktardığına göre, geliştirilen aşı, yağ bazlı nanopartiküller aracılığıyla vücuda enjekte ediliyor. Bu nanopartiküller, bağışıklık sisteminin alarm durumuna geçmesini sağlayan iki güçlü adjuvan içeriyor. Adjuvanlar, bağışıklık sistemini harekete geçiren ve yanıt süresini hızlandıran maddeler olarak biliniyor.
Bu teknoloji sayesinde aşı, kanser hücreleri daha oluşmadan önce bağışıklık sistemini “eğitiyor” ve onları etkisiz hâle getirebilecek kapasiteye ulaştırıyor.
Deneylerde, bu nanopartikül aşısı farelere antijenle birlikte verildi. Antijen, vücuda yabancı olan ve bağışıklık sistemini uyaran moleküllerden oluşuyor. Bu kombinasyon, vücudu hedef kanser hücrelerine karşı güçlü bir bağışıklık yanıtı geliştirmeye teşvik etti.
Çalışmada ilk olarak, melanom türü kanser hücrelerine karşı fareler üzerinde deney yapıldı. Bu deneyde elde edilen sonuçlar son derece çarpıcıydı. Nanopartikül bazlı aşı uygulanan farelerin yüzde 80’i, herhangi bir tümör geliştirmeden 250 gün boyunca sağlıklı yaşamlarını sürdürdü.
Bu oran, klasik aşı uygulanan ya da hiç aşılanmayan farelerle karşılaştırıldığında oldukça etkileyiciydi. Diğer farelerin tamamında tümör gelişti ve sadece 35 gün içerisinde hayatlarını kaybettiler.
Araştırmacılar, bu durumun yalnızca bağışıklık sisteminin tetiklenmesiyle değil, aynı zamanda kanserin vücutta yayılmasının da engellenmesiyle ilgili olduğunu belirtiyor.
Melanom deneyi sonrası, araştırma ekibi aşının farklı versiyonlarını geliştirerek üçlü negatif meme kanseri ve pankreas kanseri gibi daha agresif türler üzerinde de test etti. Bu kez “tümör lizatı” olarak adlandırılan başka bir antijen kullanıldı. Aşılanan fareler, ilerleyen günlerde söz konusu kanser hücrelerine maruz bırakıldı.
Sonuçlar şöyleydi:
- Pankreas kanseri taşıyan farelerin yüzde 88’i tümör geliştirmedi.
- Üçlü negatif meme kanseri olan farelerde bu oran yüzde 75 oldu.
- Melanom hücrelerine tekrar maruz bırakılan farelerin yüzde 69’u yine tümörsüz kaldı.
Ayrıca, tümörsüz kalan bu fareler, yeniden kansere maruz kaldıklarında ikincil tümör gelişimine karşı da direnç gösterdi. Bu, aşının sadece bir kez değil, uzun süreli bir koruma sağlayabileceğine işaret ediyor.
Sadece tümör gelişimini önlemekle kalmayan bu deneysel aşı, aynı zamanda kanserin vücutta başka organlara yayılmasını da durdurdu. Özellikle akciğerler gibi metastaz riski yüksek olan bölgelerde, aşının sağladığı bağışıklık koruması, hastalığın ilerlemesini neredeyse tamamen engelledi. Araştırma ekibi, bu etkinin geleneksel aşılarda görülmeyen bir durum olduğunu, bunun da nanopartikül teknolojisinin sağladığı avantajlardan kaynaklandığını belirtti.